UBICINI, Abdolonyme:

Bu muazzam payitahtta (İstanbul) dükkan sahipleri namaz saatlerinde dükkanlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde senede dört hırsızlık vakası bile olmaz.

UÇAR, Zahide:

Kişinin eseri nüfus cüzdanı gibidir. Kimlik bilgilerini açıklar.

UGANDA Atasözleri:

Biri öteki kadar zengin olunca, kardeşler birbirlerini severler.

ULUNAY, Refi Cevat (Vatan Haini):

Anadolu ile değil, Yunanistan ile anlaşmalıyız. (15.10.1920)

Anadolu'daki milliyetçi hareketi yok etmek, millet için var olma meselesidir. O alçaklara karşı çıkanlar islama, halifeye, padişahımıza unutulmaz hizmette bulunmuş olacaklardır. (04.04.1920)

İstiklal diye bağıranlar kötü niyetlidir. (31.08.1919)

Tek çarenin galiplerle uyuşmak ve anlaşmak olacağı bu kafasızlarca ne zaman anlaşılacak? (23.03.1920)

Türkler kendi güçleri ile adam olamazlar. İngilizler elimizden tutup bizi kurtaracak. (21.05.1919)

Yunanistan kısa zamanda Mustafa Kemal kuvvetleri denen çapulcuları tamamen tepeleyecektir. (08.09.1920)

UNAMUNO, Miguel de:

Başka yazarların neden bazı sözcükleri italik yazdığını anlayamıyorum. Sanırım o sözcüğe dikkat çekip önem artırmak istiyorlar. Halbuki, benim yazdığım her sözcük zaten önemlidir.

UNESCO:

Atatürk, bütün insanlık için gerçek bir onur simgesidir.

URAL, Şafak:

Öğrendim ki güç sahibi olmak hakimiyet kurmak; güçlü olmak ise, hakim olanı değil hakkı korumak demekmiş...

URGAN, Mina:

Ben sahip olduklarımın tadını çıkarmayı öğrendim hayatta. Sahip olamadıklarımın ve olamayacaklarımın acısına ise ayıracak zamanım yok. Hayat çok kısa.

"Çağımıza uymak zorundayız" palavrasına hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım?

URREGO, Gustave Francisco Petro:

Gelişmiş ülke, fakirlerin arabaya bindiği ülke değil, zenginlerin otobüse bindiği ülkedir.

USTINOV, Peter:

Bir başbakan sahneye çıkıp soytarılık yapsa yarım dakika beceremez, foyası ortaya çıkar. Ama bir soytarı, kimseye hissettirmeden yıllarca başbakan koltuğunda oturabilir...

Yoksulların savaşına terör, zenginlerin terörüne savaş denir.

UŞAKLIGİL, Halit Ziya:

Eserlerinde insanlık örnekleri yaratarak bunları bir olayın değişik evreleri arasında, şu ya da bu düşünce ve durum içinde yaşatarak düşündüren, hareket ettiren yazarlar; kendi kişiliklerinden sıyrılarak hayallerinde yarattıkları kişilerce emilir gibi onlardan biri olur. Onların egemeni yazarın yaratıcı düşüncesi, ruhu onun soluğudur. Bu kişilerde yaratıcının kendisinden bütünüyle soyutlayabilmesine pek seyrek rastlanır. Çoğunlukla bunların derileri altında saklanan asıl kişiliğin ta kendisidir.

UYAR, Turgut:

Bugün şiir üstüne konuştuklarımız, edebiyatımızın geleneği, olanakları, sınırları içinde dönenir. Ancak olup bitmişler, yapılmışlar üstünde düşünüp yargılara varabiliriz. Bir takım verilerdir düşüncemizi yeden. Şiir üzerine, gerçekten yeni olan şiirle yeni bir şeyler öğrenebiliriz ancak, şiir üzerine yazılanlarla değil...

Her ömrün bir Eylül'ü vardır...

Herkes ne zaman ölür? Elbet gülünün solduğu akşam...

UYGUR, Nejat:

Bir gün tiyatronun ışıkları sönecek, zil sesleri susacak ve tiyatro perdesi sonsuza kadar üzerime kapanacak; işte o zaman giderken tüm üzüntülerinizi yanımda götürerek size sadece kahkahaları bırakacağım.

Bu ülkenin esprisi koca koca adamlar üç genç fidana kıydığında bitti.

UZERLİ, Meryem:

Buda, Budist değildi. İsa, Hristiyan değildi. Muhammed, Müslüman değildi. Onlar sevgiyi öğreten öğretmenlerdi, onların dini sevgiydi.

UZUNER, Buket:

Kendi inşa ettiğimiz hapishanelerde yaşıyoruz; adına ev, aile, akrabalar, töreler diyerek... Sonra bu duvarların arasında boğulup çıldırıyor; ancak yıkılmasın diye de uğruna hayatımızı siper ediyoruz.