LABBE, Brigitte:

Yaşadığımız, zamanın kendisi değildir. Yaşadığımız, geçen zamanı değerlendirme biçimimizdir.

LAMA, Dalay:

Konuştuğun zaman sadece bildiklerini tekrar edersin, ama dinlersen yeni şeyler öğrenebilirsin.

LAMARTINE, Alphonse Marie Louise Prat de:

Bir tek varlığın yokluğunu hissedersiniz ve dünya bomboştur.

Orada (Türkiye'de) Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki, görülmeğe değer.

Sanatçıya iki göz yetmez.

Türkler bir ırk ve millet olmak haysiyetiyle yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek asil ve yücedir... Asaletleri alınlarında ve amellerinde yazılıdır... Onların yurdu efendiler diyarıdır; kahramanlar, şehitler ülkesidir. Bence insaniyete şeref veren böyle bir milletin düşmanı olmak insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle bir lekeden Allah beni korusun.

LANDOR, Walter Savage:

Devletler insanlar gibidirler; büyürler, olgunlaşırlar, yaşlanırlar ve ölürler.

LANGEL, W.:

Müzik insanların evrensel dilidir.

LANGLOIS, D.:

Bir defa kaybolmaktansa iki defa sormak daha iyidir.

LANSBURY, Janet:

Küçük bir çocuğa "koşma", "zıplama" ya da "tırmanma" demek, O'na "nefes alma" demek gibidir.

LAO-TZU:

Akıllı adam yarışmaz, böylece kimse O'na karşı kazanamaz.

Başkalarına karşı zafer kazanan kuvvetlidir, kendi nefsine karşı zafer kazanan ise kudretlidir.

Başkalarını bilen kimse bilgili, kendini bilen kimse ise akıllıdır.

Büyük insanlar veda ederek gider, küçük insanlar ise ihanet ederek...

Emretmeden yönetebiliyorsanız lidersiniz demektir.

Olduğum şeyin gitmesine izin verdiğimde, olabileceğim şey haline gelirim.

Savaşlar meydanlardan önce karargahlarda kazanılır ya da kaybedilir.

LAROSH:

Düşman kazanmak istiyorsan dostlarını geç, dost kazanmak istiyorsan bırak dostların seni geçsin.

LATİN Atasözleri:

Bir aslanın idare ettiği ceylan ordusu, bir ceylanın idare ettiği aslan ordusundan çok daha iyidir.

Gördüklerimiz gerçektir, ama görmediklerimiz daha da gerçektir.

İnsan bir kartalın sırtında istediği yere uçabilir.

LAUBE, Heinrich:

Tiyatro, kendi çağında gerçekten yaşayanı göstermekle sorumludur.

LAVENDER, Cheryl:

Çocuklar harika müzik yapabilirler; daha mühim olan ise, müziğin harika çocuklar yaptığı gerçeğidir.

LAVOISIER, Antoine:

Hiçbir şey yoktan var olmaz, hiçbir şey varken yok olmaz!

LAWRENCE, Thomas Edward:

Bana göre, söz konusu olan Arap eyaletlerinin tümü, tek bir İngiliz'e dahi değmezdi.

Bir ideal uğruna savaşıyorduk ve bedelini onur ve masum yaşamlarla fazlasıyla ödedik.

Türklere karşı otuz muharebeye katıldım ve bununla gurur duyuyorum.

LAWSON, John Howard:

Söz özgürlüğüyle düşüncelere zincir vurma çabası arasındaki savaş, halkla bir azınlığın, halktan korkan bir azınlığın arasındaki savaştır aslında. Haberleşme özgürlüğüne saldırı, halkımıza saldırıdır.

LEC, Stanislaw Jerzy:

Bazen sesini duyurabilmen için susman gerekir.

Cimriler çok iyi insanlardır, ölmelerini isteyenler için servet biriktirirler.

LEE, Bruce:

Bilgi size güç verir; ancak saygıyı karakterinizle kazanırsınız.

Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen aptaldır, O'na karşı tetikte ol! Bilmeyen ve bilmediğini bilen basittir, O'na öğret! Bilen ve bildiğini bilmeyen uyuyordur, O'nu uyandır! Bilen ve bildiğini bilen bilgedir, O'nu takip et!

LEE, Hee Chul:

Türkler batı giysileri içinde doğulu yürekleri olan insanlardır. Sempatik ve duyguludurlar. Birbirlerine 'canım', 'şekerim' 'balım' gibi, Kore dilinde karşılığı olmayan ve bizim alışkın olmadığımız sevgi sözcükleri ile seslenirler. Yardımseverdirler. Yolda bir kaza olsa, herkes yardıma koşar. Dünyada hiç kimse Türkler kadar konuksever olamaz. Eve gelen konuğu Tanrı'nın gönderdiğine inanırlar. (Güney Kore'nin Ankara Büyükelçisi)

LENIN, Vladimir Ilyich:

Bizim devrimimiz sanatçıyı son derece zor maddi koşullardan kurtardı. Devleti onların savunucusu durumuna soktu ve onları yasalarla korudu. Her sanatçı ya da kendini böyle gören herkes, hiçbir şeye bakmaksızın özgürce yaratma ve kendi idealini izleme hakkına sahiptir.

Her sosyalist; ezilen, bağımlı, eşit olmayan devletin; ezen, köleci, soyguncu 'büyük' devlete karşı kazanacağı zaferi sevgi ile karşılar!

İnandığımız tek kutsallık, emeğin gücüdür!

Özel mülkiyetin temel olduğu bir toplumda sanatçı, pazara göre eser üretir.

LENNON, John:

Dürüstlük size fazla arkadaş kazandırmaz, ama her zaman doğru ve iyi arkadaşlar kazandırır.

Eğer herkes başka bir televizyon seti yerine barış isteseydi, o zaman barış olurdu.

Hayal et cennetin olmadığını
Denersen bu kolay
Altımızda cehennem yok
Üstümüzde sadece gökyüzü
Hayal et bütün insanların
Bugün için yaşadığını

Hayal et ülkeler olmasa
Bunu yapmak zor değil
Uğruna ölecek veya
Öldürülecek bir şey yok
Hayal et bütün insanların
Barış içinde yaşadığını

Bana bir hayalci diyebilirsin
Ama ben tek değilim
Umarım bir gün
Sen de bize katılırsın
Ve dünya tek vücut yaşar

Her zaman olduğu gibi, her aptal adamın arkasında mükemmel bir kadın vardır.

Olay, şiddet kullanımına dönüşmeye başladığı zaman sistemin oyununa geliyorsunuz demektir. Yerleşik düzen sizi kavgaya sokmak için kızdırmaya çalışacak, sakalınızı çekecek, yüzünüze fiske atacaktır. Çünkü, siz bir kere şiddete başvurduktan sonra sizinle nasıl başedeceklerini çok iyi bilirler. Nasıl başedeceklerini bilmedikleri tek şey, şiddet dışı eylemler ve mizahtır.

Vahşet her yanda uluorta sergilenirken, sevişmek için saklanmak zorunda kaldığımız bir dünyada yaşıyoruz.

LENOIR, Marcel:

Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil.

LEROI-Gourhan, André:

İnsanlaşma, ayaklarla başladı.

LESSING, Doris:

Çok bilenin derdi de çok olur.

LEVENDOĞLU, Ahmet:

Öğrenciyle her buluşma insanı yüceltir.

LEVENT, Agah Sırrı:

Edebi eserler, bütün düşünce ve sanat ürünleri gibi toplumun hayatıyla ilgili olduğu ve ulusal kültürün izlerini taşıdığı için hem sanat eseri hem de yazıldıkları zamanı canlandıran birer belge olarak ele alınır. Yaratıcılar da yaşadıkları çağın koşulları ve yetiştikleri çevrenin özellikleri göz önünde tutularak incelenir. Böylece o ulusun devirden devire uğradığı değişme ve gelişmeler izlenerek manevi varlığı belirtilmiş olunur.

LEVENT, Tamer:

Sanat bir işin adı değil, bir işin özenle yapılması felsefesinin adıdır.

LEWIS, Waylon:

Eğer işlerin çabucak yoluna girmesini arzu ediyorsan, yavaşla ve ilk seferinde doğruyu yap!

LINCOLN, Abraham:

Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, söyliyeyim: Annemdir.

Ben köle de olamam, efendi de olamam.

Bir ulus; yarısı hür, yarısı tutsak olursa yaşayamaz.

Demokrasi, halkın halk tarafından halk için yönetilmesidir.

Devletin en yaratıcı gücü para basma gücüdür.

Güvenlik için hürriyetten vazgeçenler kısa bir süre sonra ikisinden de olurlar.

Hayatta olduğum, olacağım her şeyi güzel anneme borçluyum.

Herkesi bir defa, bazılarını her zaman aldatabilirsiniz. Ama herkesi her zaman aldatamazsınız.

İyi bir şey yaptığımda iyi hissederim, kötü bir şey yaptığımda ise kötü hissederim; benim dinim budur.

Karakter bir ağaç gibidir ve şöhret te onun gölgesi... Gölge, olduğunu düşündüğümüzdür, ağaç ise gerçeğin kendisi.

Ne kadar mutlu olmaya karar vermişseniz o kadar mutlu olursunuz.

Yavaş yürüyor olabilirim, ama hiç bir zaman geriye doğru yürümedim.

* * *

Abraham Lincoln'den Oğlunun Öğretmenine Mektup:
"Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını, fakat şunu da öğret O'na: 'Her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşı kendini adamış bir lider vardır.' Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret O'na. Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret O'na ve kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt O'nu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret O'na. Bırak erken öğrensin zorbaların görünüşte galip olduklarını. Eğer yapabilirsen O'na kitapların mucizelerini öğret. Fakat O'na gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği zamanlar da tanı. Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret O'na... O'na kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes O'na yanlış olduğunu söylediğinde dahi. Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret O'na. Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret O'na, fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret O'na. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret O'na ve aşırı ilgiye dikkat etmesini. O'na, kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını, fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret O'na ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret. O'na nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü, çeliği ancak ateş saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabrı olsun. O'na her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır. Bu, büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsin bir bakalım. O ne kadar iyi, küçük bir insan. Oğlum.."

LIOTTA, Ray:

Tanrı'nın sana ikinci bir şans vermesi için iyi bir sebep olması lazım.

LISZT, Franz:

Aklım ve parmaklarım iki çılgın lanet gibi çalışmaktalar! Homer, İncil, Plato, Locke, Byron, Lamartine, Chateaubriand, Beethoven, Bach, Hummel, Mozart, Weber... Hepsi çevremde benimle... Ben onları çalışırken hırslı bir şekilde silip süpürdüm. Dahası günde dört ya da beş saat egzersiz yapıyorum. Ah, yalnızca çılgına dönersem içimdeki sanatçı ortaya çıkıyor!

LİVANELİ, Zülfü:

Benim tek pusulam vicdandır, vicdanı olmayan her insan Nazi'dir.

Bir halkın türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür. Haydi gücünüz yetiyorsa silin bakalım Pir Sultan'ı, Karacaoğlan'ı, Nazım'ı...

Eskiden köleler hiç olmazsa ayaklarına geçirilen prangaların farkındalardı, şimdikiler zincirlerini bile göremiyorlar.

Ne çok isterdim tek bir çocuğun ahının koskoca devletleri tuzla buz etmesini, orduları bozmasını, ölüm kusan savaş uçaklarını düşürmesini...

Unutmayın ki her zaman sizden daha kurnaz biri çıkar.

LLEWELLYN, Grace:

Belki de en korkutucu şey, özgür olmayanların köleliklerini benimsemeleri ve bu köleliğin normal ve doğal olduğuna inanmalarıdır.

LOBANOVSKI, Valeriy Vasiloviç:

Futbol, önceden tanımlanmış bir alanda hareket eden ve çeşitli kısıtlamalara, yani oyun kurallarına bağlı olan 22 unsurlu bir sistem, 11'er sistemli iki alt sistemdir. Bu iki altsistem birbirine eşitse, sonuç beraberlik olacaktır. Biri diğerinden daha güçlüyse, güçlü olan kazanacaktır.

Kusursuz bir sporcu yüzde bir yetenek ve yüzde doksandokuz çalışma bileşenlerinden meydana gelir.

Modern futbolda şansa ya da kazalara yaslanmak olanaksızdır. Kendilerini ortak oyun fikrine tabi kılacak bir topluluk, bir insanlar kollektifi yaratmak gereklidir.

Tüm yaşam sayılardan ibarettir.

LOKMAN Hekim:

Lokman Hekim'e sormuşlar:
- Hastalarımıza ne yedirelim?
Lokman Hekim şu yanıtı vermiş:
- Acı söz yedirmeyin de ne yedirseniz olur.

LOMBARDI, Vince:

Oyunu kaybetmedik, sadece zaman yetmedi.

Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkamamandır.

LONDON, Jack:

Dişisine kötü davranan tek hayvan insanoğludur.

LONGFELLOW, Henry Wadsworth:

Büyük insanların ulaştıkları ve muhafaza ettikleri yükseklik, ani bir sıçrayışla erişilmiş değildir. Onlar başkaları geceleri uyurken, yukarıya tırmanmaya çalışıyorlardı.

Gençlik, insanın başına hayatta bir kere gelir.

Sabah yaklaştıkça, gece kararır.

LONGSTON, Marlynn:

Bir kadın sizinle delice tartışabiliyorsa sevinin; çünkü susmuş bir kadın için bitmişsiniz demektir.

LORCA, Federico Garcia:

İçiniz kor gibi yanarken susmak, acıların en beteridir.

LOUIS XIV:

Beni daha az övseydin, seni daha çok överdim.

LOVELACE, Ada Byron:

En büyük cezaevi taş duvarların, demir parmaklıkların değil, insan kafasının içidir.

LOWELL, James Russell:

Düşüncelerini değiştirmeyenler, sadece aptallarla ölülerdir.

Gururla zayıflık ikiz kardeştirler.

Zayıfların haklarını korumak için konuşmayanlar, tutsaklardır.

LUXEMBURG, Rosa:

Cehalet gelirken bedava gelir, giderken her şeyi götürür!

Ceza talep ediyorum: Bugün tok olanlara, sefa sürenlere. Milyonların ekmeğini nasıl kazandığını bilmeyenlere, hissetmeyenlere...

Hareket etmeyen, zincirlerini fark edemez.

LYLY, John:

Unutma ki, ağzında bal olan arının kuyruğunda da iğnesi vardır.

LYOTARD, Jean-François:

Sanatın öncelikli meselesi güzellik değil, yücelikle ilişkilidir.