PACES, Gaston:

Erkekler, hayatlarının bir devresinde evlerinin tam hakimidirler. O da doğdukları günden üç yaşına kadar oldukları zamandır.

PAGELS, Heinz Rudolf:

Doğa, kusur konusunda hiçbir şey bilmez. Kusur, doğanın insan tarafından kavranışıdır. Doğanın bir parçası olduğumuz ölçüde, biz de mükemmeliz, mükemmel olmayan şey insanlığımızdır. Kusursuzluk ve hata konusundaki kapasitemiz nedeniyle biz özgür yaratıklarız, hiçbir taş ya da hayvanın zevkine varamayacağı bir özgürlüktür bu...

PAINE, Thomas:

Her türlü yanlışa karşı en amansız silah akıldır.

İnsanlar hükümetten korktuğu zaman zorbalık, hükümet insanlardan korktuğu zaman özgürlük vardır.

PAKER, Önder:

Mutlu olmak için ilk adım, mutlu dostlar yaratmaktır.

Umudun ışığı ol, insanlığa yaşama sevinci kazandır, başarıya destek ol...

PALAHNIUK, Chuck:

Ancak kaybedeceğin bir şey yoksa özgürsündür.

Dünya nüfusu arttıkça insan sayısı azalıyor.

Herkesin diş fırçası vardır, ama bazıları dişlerini fırçalamaz. Akıl da böyledir; herkeste bulunur, ama bazıları kullanmamakta israr eder.

İnsanların olmaya korktukları şey olursanız, onların hayranlığını kazanırsınız.

Parçaları kaybolmuş yap-bozlar gibi artık insanlar; kiminin kalbi, kiminin ruhu, kiminin beyni yok...

PALMERSTON, Henry John Temple:

Devletlerin ebedi dostları ve düşmanları yoktur, çıkarları ebedi ve değişmezdir. Bizim görevimiz bu çıkarları korumaktır.

PAMUKOĞLU, Mustafa:

Biz toplum olarak unutkanız. Bir yanlışla üç doğruyu hemen siliyoruz.

Çoğu şeye bakıyor, ama görmüyoruz. Ya bakmasını bilmiyor ya da görmek istemiyoruz.

Doğruları sözlü ve yazılı ifade biçiminde hepimizin hoşgörülü olma ve köşeleri gevşetme konusunda zaafı var. Sert üslubun etkili olacağını düşünürken içindeki doğrular kaybolup gidiyor.

Düşündüklerimiz ve yaptıklarımızın kapsamı, farkına varamadıklarımızla sınırlanır. Farkına varamadığımız şeyin farkına varamadığımız için değişmek adına yapabileceğimiz pek bir şey yoktur, ta ki farkına varamamanın düşüncelerimizi ve eylemlerimizi nasıl biçimlendirdiğinin farkına varana kadar...

Gelişmişlik üretmek, ürettiğini toplumun ve doğanın yararına sunmak demektir.

* * *

Hoşgörüyü beynimizden, sevecenliği benliğimizden çıkartmasak
İnsanı, insana kırdırmak isteyenlere fırsat vermesek
Denizleri kirletmesek, ormanları yakmasak
Balıkları ağlara, kuşları kafeslere sokmasak

Nefret olan yere sevgi...
Kırgınlık olan yere af...
Şüphe olan yere irade...
Karanlık olan yere ışık...
Toplumun her tarafında neşe tohumları eksek...

Madem beyin vermiş Allah! O'nu düşünmede kullansak...
Madem göz vermiş Allah! O'nu görmede kullansak...
Madem kulak vermiş Allah! O'nu duymada kullansak...
Madem gönül vermiş Allah! Sevmeyi bilsek...

Bilimin ışığında ilerlesek...
Savaştan değil, barıştan yana olsak...
Doğayı katleden değil, koruyan olsak...
Huzurlu bir dünya için el ele versek!

Bu vatan bizim,
Bu millet bizim,
Gelecek bizim,
Tan yeri ağarıyor, yeni güneşler bizim...

* * *

Öncelikleri sıralamada ve önem derecelerini belirlemede çok telaşlıyız ve sakin değiliz. Oysa öncelikleri belirlemek üzere atılacak adımlarda isabetli kararlar vermek ve doğru seçimler yapmak fikirlerimiz, bilgimiz ve anlayışımız kadar önemlidir.

Toplum olarak çok çabuk karar veriyor, düşünceleri ve eylemleri derinlemesine tartmadan hemen sonuca varıyoruz.

Vefa konusunda bir eksikliğimizin olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Bilmeliyiz ki vefalı olmak adaletin tesisinde en önemli değer yargılarından biridir.

PAMUKOĞLU, Osman:

Adem'den beri çok az sayıda iki ayaklı, adam denilmeyi hak etmiştir.

Asıl mesele toplum değil, bireydir.

Bir devlet yöneticisinin veya bir toplumun yaptıklarına razı olan, onlardan sayılır. Onlardan sayılan kişinin de iki suçu vardır: o suçu işlemek ve o suça razı olmak...

Bir millet siyasi ve ekonomik bağımsızlığını kaybedince o millette herkes hiç olur.

Bir tavuk hırsızından hiçbir zaman bir adam ya da erdemli bir idareci çıkmaz.

Bir ülkede adalet, güçlü sineklerin delip geçtiği, küçük sineklerin takılıp kaldığı örümcek ağı olmamalıdır!

Bir ülkeyi korkak, bencil ve tabansızlardan arındırıp yükseltecek olanlar, o ülkenin erdemli insanlarıdır.

Bir ülkede kötü gidişin bedeli ödenir. Güçlüler de, zayıflarda; akıllılar da, alıklar da öder. Fark: Zayıflar ve alıklar daha erken öderler, diğerleri biraz daha geç.

Düşünme yeteneğini öldüren en büyük düşman alışkanlık, korku ve şüphedir.

Evrende hiçbir güç sonradan olacak şeyleri önceden göremez.

Gevşek zihin gevşek bedene sebep olur ve bedeni yetenek azalınca da iş, insanların çenesine vurur.

Görünen ya da görünmeyen zaman içerisinde herkes kötülüklerinin bedelini öder, ektiğini biçer. Kader, eninde sonunda şöyle veya böyle yaptıklarınızın karşılığını önünüze koyacaktır.

Gözleri kapalı bir insana teleskopun hiçbir yararı yoktur.

Kimse kaçarak özgür olamaz! Hayat laf değil, karar ve eylemdir.

Küçük insanlar ellerine imkan geçtiğinde emretmeyi çok severler.

Korktuğun şey olur. Çekindiğin şey başına gelir. Bu ikisinden nasıl kurtulacağını öğrenmek ister misin? O zaman cevabı: Cesur ol, yeter!

Lidersiz kalan bir ulus öksüzdür.

Memleketin başına gelen her şeyden, yurttaş olan herkes, birebir sorumludur.

Sinsilik pis bir karakterdir ve küçük ülkelerde sinsilerin nesli tükenmez.

Üç türlü beyin vardır: Biri kendiliğinden anlar, öteki başkaları açıkladığında anlar, üçüncüsü ne kendiliğinden ne de başkaları açıkladığında anlamaz. Bir insanın gelişmişlik ölçüsü O'nun anlama düzeyidir.

Ülkenin yazgısı, sonunda, kişilerin de yazgısı olacaktır.

Vatan toprağında pazarlık olmaz. Yılgınlık göstermeyin, eliniz kolunuz bağlı oturmayın.

Zayıfı yenmek haz değil, utanç verir. Siz, kuvvetli düşmanlarla savaşmayı sevin.

PANDITA, Chanakya:

Milyonlarca altın liranız bile olsa yaşamın bir anını satın alamazsınız. O halde zamanınızı boş yere harcamanız çok büyük bir kayıp değil mi?

PANIN, Ivan:

Gençlikte günler kısa, yıllar uzundur; yaşlılıkta günler uzun, yıllar kısadır.

İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar. Oysa yaşamadıkça yaşlanırlar.

PANTE, Robert:

Çocuklar ırk ve din bilmezler, insan ayrımı yapmazlar, ölçütleri sevgidir; nefreti büyüklerden öğrenirler.

PAPA I. Franciscus:

Bütün dinler saftır, çünkü dinler inanan insanların kalbinde saflaşır.

İncil çok güzel bir kutsal kitaptır, fakat diğer büyük ve eski yapıtlar gibi onun da eskiyen bölümleri bulunmaktadır.

Mafya gibi kötülüğün yolunu tutanlar, Tanrı'nın yolundan uzaklaşmışlardır. Bunlar aforoz edilmişlerdir.

Yaşama hakkına ve din özgürlüğüne karşı saldırılar için din bahane edilemez.

PAPA II. Urban(us):

Onların intikamını kim alacak, yaralarını kim saracak? Elbette sizler... Çünkü bütün milletler arasında düşmanlarınızı sindirmek için Tanrı en çok sizin ruhunuza cesaret ve vücudunuza kuvvet vermiştir. Yola çıkın artık. Oyalanmayın, yola çıkın. Bütün günah ve hatalarınız affedilecek. "Gökler Krallığı"nın haşmeti üzerinizde olacaktır. (Bu sözler, medeniyetler savaşını başlatan Papa II. Urban(us)'ın tarihi konuşmasından alınmıştır. 1095 yılında "Katolik Kilisesi" Avrupa'daki en büyük hakimiyetini yaşarken Papa II. Urban(us) Kudüs'ün müslümanların kontrolü altında olmasına artık tahammülü kalmadığını ilan etti. "Doğu Roma İmparatoru"nun çağrısı üzerine "Haçlı Seferleri"ni başlattı.)

PARKER, Joseph:

Çamur atma; hedefini şaşırır, kirli ellerinle kalıverirsin.

PARKER, Theodore:

Demokrasi demek "Sen de benim kadar iyisin" demektir.

PARKINSON, Cyril Northcote:

Çok toplantı yapmak, kötü yapılan organizasyonun belirtisidir.

PARTON, Sarah Payson Willis (Fanny Fern):

İnsanın kalbine giden yol, midesinden geçer.

PASCAL, Blaise:

Bilgili insan diplomalı olan değil, isteklerini başkalarının haklarını çiğnemeden elde etmeyi öğrenmiş insandır.

Eğer herkes dost sandığı kimselerin bir de kendi arkasından söylemiş olduklarını duysaydı, dünyada dost kalmazdı.

Evren insanı kuşatamaz, fakat insan evreni kuşatır.

Görmek isteyenler için yeterince ışık, istemeyenler için yeterince karanlık vardır.

Hürmet mi görmek istiyorsun: Asla kendinden bahsetme ve hiçbir zaman kendini öne çıkarma. Böyle yapmak sana anlamsız görünebilir, ama doğrusu budur.

Ormanları çaldılar ve yerlerine çirkin betonlar koydular.

PASTEUR, Louis:

Şans, her zaman akıllıları tercih eder.

PATTISON, ...... :

Vizyonlar 'Yaratıcı'dan, yani 'Tanrı'dan gelir. Özellikle seçilmiş karizmatik şahsiyetlere -peygamberlere- verilerek, insanlara davranışlarını değiştirmeyi öğretmeleri sağlanır.

PATTON, George:

İnsanlara nereye gideceklerini söyleyip, oraya nasıl gideceklerine kendilerinin karar vermelerini sağlarsanız, alınacak sonuçlara hayran kalırsınız.

Tarih iyi okunduğunda, gün ve gelecek için derslerle dolu bir hazinedir.

PAULING, Linus:

İyi bir fikre sahip olmanın en iyi yolu, çok sayıda fikre sahip olmaktır.

PAVESE, Cesare:

Acı çekmiş bir kişi, artık eskisi gibi değildir.

Bir başka insanın çocukluğunu öğrenmek, onu yeniden yaşamak istemek, belli bir sevgi belirtisidir.

Gene de bir iştir beklemek. Bekleyecek bir şeyi olmamaktır korkunç olan...

Kendimi aradım. Bunun dışında bir şey aramaz insan...

PAVEY, Şafak:

Bir inancın ibadet hakkını diğer inancın iznine bağlayan anlayıştan korkuyorum!

PAVLOV, Ivan:

Her şeyi bildiğini sanma! Gerçekte çok bilgili olsan da kendine cahilim diyebilecek cesaretin olmalı...

PAVLUS (İncil Yazarı):

Her türlü zararlı şeyin bir kökü de para sevgisidir. Bazıları bu sevdaya kapılarak iman yolundan saptılar ve büyük acılarla kendilerini yaraladılar.

PEALE, Norman Vincent:

Hayatını yaşa... Yaşını unut...

PEAT, F. David:

Düşünce, düşüneni değiştirir.

PEGUY, Charles:

Modern dünyada herkes mutsuz! İşsizler işleri olmadığı için, işçiler ise işleri olduğu için mutsuzlar...

PEIFFER, Vera:

Dış dünyanın değişmesini beklemeyin, çünkü değişmeyecek!

Rüzgarın nasıl estiği fark etmez. Farkı yaratan yelkenlerinizi nasıl açtığınızdır.

PEKDAŞ, Sema:

Deneyler yapın, hayal kurmayı öğrenin. Resim çizemiyorsanız makine çizemezsiniz. Bizim makine çizen, makine yapan, hayal kuran gençlere ihtiyacımız var.

PEKDEMİR, Melih:

Faşizm, sözün bittiği yerdir.

PEKÜNLÜ, Rennan:

İnsanın doğasında var olan tüm iyi, büyük, cömert ve bağımsız şeyler zamanla yosun tutar, kullanılmayan bıçakta olduğu gibi pas tutar. Yalan erdem olur, bayağılık da görev...

PELED, Miko:

İsrail ordusu dünyadaki en eğitimli, en donanımlı, en iyi beslenen terör örgütlerinden birisidir.

Oyunun adı: Filistin'i silmek, halkından kurtulmak ve ülkeyi Arapsızlaştırmak!

PENROSE, Boies (Amerikalı Senatör):

İş bölümüne inanıyorum. Siz bizi Kongre'ye yolluyorsunuz; biz sizin para kazanmanızı sağlayacak yasaları geçiriyoruz... Ve siz de bu kazançlarınızın bir kısmını bizim seçim kampanyamıza harcıyorsunuz ki, yeniden seçilip daha da fazla kazanmanız için gerekli yasaları kabul edelim.

PEPPER, Claude:

Hayat bir bisiklette gitmek gibidir, pedalı çevirmeye devam ettiğiniz müddetçe düşmezsiniz.

PERİKLES:

Özgürlük, onu savunma cesaretini taşıyanların hakkıdır.

PERİNÇEK, Doğu:

Ana dil, rüyada konuştuğunuz dildir.

Atatürk, gerçekçidir. O, gerçeğe boyun eğmedi; gerçeği değiştirdi.

Atatürk, olmazları olur yapan büyük bir devrimci ruhtur. Devrimci Batı'yı benimsedi, çürüyen Batı'ya karşı ayaklandı. Büyük zorlukları yenmek için büyük güçleri birleştirdi. O, bir öncü devrimciydi.

Atatürk'ü bulutların üzerinden indirmeliyiz, çünkü fırtına büyüdükçe O'na duyulan ihtiyaç artacaktır.

Bilim dili, yüzyılda üretilemez. Bilim dili, o dille bilim pratiği olmadan üretilemez.

Birleşmek özgürleştirir, bölünmek köleleştirir.

Devrimler, erdemleri ve erdemlileri üretir.

Dünyanın en kolay dolandırıcılığı, Allah ile aldatmaktır. Dünyanın en zor işi ise, Allah ile aldatılmaya meydan okumaktır.

Günümüzün demokratik çağdaş toplumu, dünyanın hiçbir yerinde dinsel kaynaklara gönderme yaparak kurulmamıştır. Geleceğin toplumu da, kutuplardan ekvatora kadar dinsel kaynaklara göre kurulmayacaktır.

Her dil sözcük yitirebilir. Ama bizim Türkçemizin başına gelen çok ağırdır. Yitirilen yalnız sözcükler değildir, yalnız ekler de değildir, yitirilen Türkçenin mantığıdır.

İslamiyetin yaşanacağı alan bir tek inanç ve ibadettir.

İnsanlığın geçmişine iyi bakınız, hakikat hiçbir zaman algıya yenilmemiştir.

İstiklal Savaşı, köylü sayesinde kazanıldı. Ancak savaştan sonra toprak talep eden güçlü bir köylü hareketi yaşanmadı. Bu nedenle aşağıdan yukarı bir toprak devrimi gündeme gelmedi. Marx'ın belirttiği gibi, devrim olması için, devrimci bir sınıfın bulunması gerekir. Bu, her deneyimde yeniden doğrulanmıştır. Devrimci sınıf yoksa, öncünün iradesi herhangi bir devrimci uygulamayı gerçekleştirmeye yetmiyor.

Mustafa Kemal'in devrimci subayı Türk ordusunun ruhudur.

Nerede bir kadın sorunu varsa, orada daha derin ve daha kapsamlı bir erkek sorunu vardır.

Ölmek yenilmek değildir. Yenilmek pes etmektir. Yenilmek burnu nefes alıp da, iradesi nefes almayanların durumudur.

Özgüvenli insanlar, davranışlarını muhataplarına cevap olarak belirlemezler.

Tesettürün kurbanı, kadının kendisidir.

Türban çalışan, başı dik, kişilikli, çağdaş Türk kadınına yakışmıyor; çağımızda hiçbir toplumun kadınına yakışmıyor.

Türban, kadının cinselliğine vurgudur.

Türban, kadının cinselliğine vurgu yapan bir kültürün simgesidir; kadını insan yerine koymayan, onu yalnız cinsel bir nesne olarak gören bir anlayışın aletidir.

Türkiye, Atatürk rotasından çıktığı için bu hale geldi. Devletin ve toplumun temelinde bir 'İstiklal Savaşı', toplam olarak bir devrim vardı. Bağımsızlık, birlik, bütünlük, özgürlük, çağdaşlık, hepsi o temelde kazanılmıştı. O temel yıkılınca Türkiye bugünlere geldi.

Vatanseverliği mahkum etmeye kalkanlar, Türk milletinin ayakları altında kesinlikle kalacaklardır!

PERİNÇEK, Şule:

Bilgisi çok olan kişi yalın ve özlü yazar.

Şiir, az sözle çok söyleme sanatıdır.

PERKINS, John:

Kendi otomobilini üretemeyen ülkelere borç verip otobanlar yaptırırız, sonra onlara arabalarımızı satarız. Arkasından bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle. O ülkeye "Dünya Bankası" ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız. Ayarlanan kredi asla o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede 'proje' yapan bizim şirketlerin kasasına girer. Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev hava alanları yapılır. Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton. Bizim şirketlerimiz kazanır, o ülkedeki birileri de nemalandırılır. Toplum bu düzenekten hiçbir şey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur. Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi olanaksızdır. Plan böyle işler. Sonunda ekonomik danışmanlar (tetikçiler) olarak gider ve onlara deriz ki: "Bize büyük borcunuz var, ödeyemiyorsunuz! O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, 'Birleşmiş Milletler'de bize destek olmak için oy verin, elektrik-su-kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin. Şirketlerinizi ya Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın!" Bu taktikle giderek sosyal hizmetleri, teknik destekleri, eğitim kurumlarını ve sağlık yatırımlarını, hatta adli sistemleri ele geçiririz. Bu ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir.

PERU Atasözleri:

Erkek yaşını saklamaya, kadın ise saklamamaya başladığı zaman yaşlanmıştır.

PESTALOZZI, Johann Heinrich:

En çok kendine yapacağın kötülüklerden kork.

Temelinde sevgi olan hiçbir eğitim başarısızlığa uğramaz.

PETRO, Gustave:

Gelişmiş ülke, fakirlerin bile arabaya bindiği ülke değil, zenginlerin bile otobüse bindiği ülkedir.

PHILLIPS, Wendell:

Bizi idare edenler, hükümetler ve gazetelerdir.

Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar.

Yenilgi, eğitimden başka bir şey değildir.

PICASSO, Pablo:

Ben başkalarını değil, kendimi kopya etmekten korkarım.

Bir tek doğru olsaydı, aynı konuda yüzlerce tablo yapılmazdı.

Sadece iki kadın tipi vardır, tanrıçalar ve paspaslar...

Sanatın amacı, günlük hayatın tozunu ruhumuzdan temizlemektir.

PICK, Scott:

Eğer bir çocuk anne-babasının her zaman disiplinli, ölçülü, onurlu ve hayatlarını düzene sokma gayretiyle davrandıklarını görürse kendisinin de böyle yaşaması gerektiğini varlığının derinliklerinde hissedecektir.

PIRE, D.:

İnsanların çoğu duvar, pek azı da aralarında köprü kurarlar.

PITAGORAS:

Bazen ya susmak ya da suskunluktan daha kıymetli bir söz söylemek gerekir.

PİR Sultan Abdal:

Bozuk düzende sağlam çark olmaz.

Demiri demirle dövdüler; biri sıcak, biri soğuktu. İnsanı insanla kırdılar; biri aç, biri toktu.

PLATH, Sylvia:

Kimseden bir şey bekleme, böylece asla hayal kırıklığı yaşamazsın.

Yaratıcılığın en büyük düşmanı, kendinden şüphe etmektir.

PLATON:

Bkz.: Eflatun.

PLAUTUS:

Akrabalarının sevmediği insanı kimse sevmez.

Hiçbir konuk üç günden fazla çekilmez.

Kötü bir adama iyilik etmek, iyi bir adama kötülük etmek kadar tehlikelidir.

Yoksullara pek cömert davranan zenginlere güvenme...

PLINIUS, Gaius:

Şairlerin yalan söylemek için ehliyetleri vardır.

Umut, çalışkanların rüyasıdır.

POLAT, Soner:

Her iç savaş, aynı zamanda bir dış savaştır!

Milli devlet, milli ordu direnir, diğerleri diz çöker!

POLITKOVSKAYA, Anna:

Önemli olan bilgidir, sizin onun hakkında ne düşündüğünüz değil...

POLLOCK, Jackson:

Dünkü acılar, bugünkü sevinçlerin kaynağını oluşturur.

POPE, Alexander:

Namuslu bir adam, Tanrı'nın en soylu eseridir.

Özür yalandan daha korkunç, daha kötüdür; üstü örtülmüş bir yalandır çünkü...

PORTER, Bill:

Hayatta ne istediğinize karar verin; kalkın ve başarana kadar asla vazgeçmeyin.

PORTER, Tony:

Eğer bir erkek çocuğu kendisine "kız gibisin" denilince çıldırıyorsa, biz bu çocuklara kadınlar hakkında ne öğretiyoruz demektir?

PORTMAN, Natalie:

Eğitimimin kariyerimi mahvetmesiyle ilgilenmiyorum. Sadece film yıldızı olmaktansa akıllı olmayı yeğlerim.

PRATCHETT, Terry:

Yalnızca rüyalarımızda özgürüz; diğer zamanlarda maaşa ihtiyacımız var!

PREVERT, Jacques:

Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç güneş ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne kadar çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı bu yıl?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi bir çok küçük şeylere bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yeni yılda düşünün...
Yayılın çimenlerin üzerine... Acele edin...
Er ya da geç... Çimenler yayılacak üzerinize...

PRIOR, Matthew:

Tartışmalarda yapılan benzetmeler, aşkta söylenen şarkılara benzerler. Hiçbir şeyi kanıtlamazlar.

PROPERTIUS, Sextus:

Aşkın gözü kördür.

PROUST, Marcel:

Tek gerçek keşif yolculuğu yeni yerler aramak değil, yeni gözlerle bakmaktır.

PUŞKİN, Aleksandır:

Ilımlılık artık uygun değil
Vahşi bir İskitli gibi içmek istiyorum.

Şu günlerde onca kişinin başını döndüren
O meşhur haklara pek değer vermiyorum.
Bambaşka, daha iyi haklar var gönlümde yatan;
Bir başka, daha iyi bir özgürlük isteğim.

PUTIN, Vladimir:

Türkiye, cihatçı çetelere destek vermekle cebinde akrep taşıyor. Birkaç yıl sonra dünya, cihatçı çetelerin Türkiye'de patlatacağı bombaları konuşacak. Cebinde akrep taşıyan sonuçlarına da katlanır.